Dr. Fzt. Engin Pülüm
Primat olan akrabalarımız içinde kesintisiz tüm gün iki ayak üzerinde mobilize olan
tek türüz. Omurgamız arka ayaklar üzerinde duracak ve ön ayaklarımız da üstünde
yürünemeyecek şekilde eller olarak evrimleşti. Son iki yüz bin yıldır kesintisiz bir şekilde
ağaçlardan ziyade yerkürenin üstünde iki ayak üzerindeyiz.
Ayak, 26 kemikten oluşan, parmak kısmı hariç diğer kemikleri arasındaki eklemleri çok az
hareketli, sert yapıya sahip bir organdır.
Yaş algımızdaki farkındalık aslında yakın zamanda keskinleşti. 80’li yıllardaki
çocukluğumu hatırlıyorum da, 40’lı yaşların başında emekli olan ve bütün gününü kahvede
geçiren amcalar benim için yaşlı ve yakın zamandaki dede adaylarımdı.
Hayatımızın en başında ve en sonunda en büyük derdimizdir düşmeden yürümek.
Günümüz insani homo-sapiens, doğadaki en güçlü primat (maymungiller) değildi. Bizi
diğer priamatlar içinde en başarılı kılan ve tüm dünyaya uyum sağlayacak şekilde
yayılabilmemezi sağlayan gelişmiş beynimiz de değildi.
Çocukluğumdan çok iyi hatırlıyorum, mahallemizdeki inşaatlarda çalışan kürt işçi
abileri. O zamanlar beton mikser de yoktu, bütün gün harç karıp, beton çekerlerdi. Egenin
sıcağında üstlerinde ya mavi atletle ya da üstleri çıplak çalışırlardı.
Aslında en sevdiğim kelime olabilir “eylem “. Hayatın sırrı gibidir. Bu hayatta başarılı
olmak, zengin olmak, mutlu olmak her ne olmak/yapmak istiyorsak gerekli tek formüldür,
tıpkı Einstein’ın “e=mc² karesi gibidir. Tartışılmaz ve mutlak bir gerçektir.