Dr. Fzt. Engin Pülüm
Hayatımızın en başından en sonuna kadar düşmeden yürümek en büyük dertlerimizden birisidir.
Doğada birçok memeli türü doğumdan hemen sonra hızlı bir şekilde ayağa kalkar ve annesiyle birlikte sürüye uyum sağlar. Hatta evrimsel olarak yakın akrabalarımız goril, şempanze ve diğer primat yavruları bile hem fiziksel hem de zihinsel olarak doğumdan hemen sonra çok hızlı bir şekilde fiziksel bağımsızlığa ve zihinsel farkındalığa ulaşırlar.
İnsan yavrusu için bu durum çok yavaştır, yalnızca yürümeyi kazanması bile bir yılını alırken, zihinsel ve sosyal gelişimi yıllarını alır. Aslında, bu durum vahşi doğada dezavantaj gibi görülebilir ancak karmaşık ve
eşsiz bir beyne sahip olmanın bedelidir bu. Beynimizin gelişmesini beklerken uzun yıllar anne bakımına ihtiyaç duyarız. Ancak bir kez fiziksel bağımsızlığı kazandık mı, iki ayak üzerinde olmanın avantajıyla ve bitmek bilmeyen merakımızla onlarca yıl dünyayı keşfe çıkarız.
Bedenimizdeki kaslarımızın %60’ı göbek deliğimizin altında yer alır. Yani insan iyi bir yürüyüşçüdür. Ortalama bir taş devri insanı yiyecek peşinde günde ortalama otuz km yürüyebilmekteydi. Kuş nasıl uçuyor, balık yüzüyor, çita koşuyorsa insanın da temel fiziksel içgüdüsü yürümektir. Basitçe, hangi yaşta olursa olsun, yürümenin kısıtlanması veya durması metabolizmanın kötüleşmesi için bir başlangıçtır. Hatta, istemli olarak gençlikte ve sonrasında yürüme mesafemizi azaltmamız bile obezite, diyabet, kanser gibi çok ciddi hastalıklara yakalanma riskimizi arttırır.
Yürümenin metabolizmaya faydalarını kısaca sıralayacak olursak;
Yaşlılıkta yürümenin yavaşlaması ve yürüme mesafesinin azalması, ek hastalık ve ölüm riskini önemli ölçüde arttırır. Sadece yürüyerek bile, hastalıkların pek çoğuna yakalanmaktan kurtulabilir ve mevcut hastalıklarımızın iyileşme süreçlerine büyük fayda sağlayabilir.
Özetle, yapmamız gereken günlük dört bin adımın altına düşmemek ve fiziksel
sağlığımız elverdiği ölçüde ve biraz da zorlayarak bu sayıyı daha yukarılara taşımaktır.
Yürümek, bizim doğamızın gereğidir, yürüyüşümüzü koruduğumuz sürece sağlığımızı
korumamız da kolaylaşacaktır. Sağlığınız elverdiği ölçüde, hiçbir yürüme fırsatını kaçırmayın.
2 Comments
Hatice Köybaşı 16 Mart 2025
Merhaba Engin hocam,
Ellerinize emeğinize sağlık. Yazılarınızı bugün keşfettim. Çok bilgilendirici. Sizin gibi kendini devamlı geliştiren ve güvenilir bir kaynaktan bilgilenmekten çok mutlu oldum. Bundan sonra daimi okurunuzum. Teşekkür ederim. Ellerinize emeğinize sağlık. Selam ve sevgilerimle.
Engin Püllüm 16 Mart 2025
teşekkür ederim Hatice hanım.