Dr. Fzt. Engin Pülüm
Maymungiller dahil, kesintisiz iki ayak üzerinde hareketli (mobilize) olan tek memeli türüyüz. Omurgamız arka ayaklar üzerinde duracak ve ön ayaklarımız da üstünde yürünemeyecek şekilde eller olarak evrimleşti. Son iki yüz bin yıldır kesintisiz bir şekilde ağaçlardan ziyade yerkürenin üstünde iki ayak üzerindeyiz.
İki ayak üzerinde olmak bize pek çok avantaj sağladı. Hiçbir canlı türünün başaramadığı şekilde tüm iklimlerde yaşayıp ve tüm kıtalara yayılabildik. Günde ortalama otuz kilometre yol kat edip, birçok kaynağa ulaşıp, tehlikelerden kaçabildik.
Dört ayağa göre, iki ayak üzerinde olmanın en büyük dezavantajı ise hassas bir denge sınırları içinde kalma zorunluluğudur. Dört ayaklı mobilizasyonda, bir ayağın kayması veya dengenin kaybedilmesi diğerlerinin çabasıyla kolaylıkla telafi edilebilir. Ancak iki ayak üzerinde yürürken, yerdeki ayak tüm vücut ağırlığını taşımaktadır. Yük taşıyan ayağın kayması veya dengesini kaybetmesi kolayca düzeltilemez ve düşme gerçekleşir.
Yürümeyi öğrenen bir yaş civarı bir bebekte bu düşüşler, yumuşak kemikler, güvenli çevre ve alçaktan düşme nedeniyle, ciddi yaralanmalar oluşturmaz. Ancak yaş arttıkça kemikler sertleşir ve esnekliğini kaybeder, düşme mesafemiz yerden yükselir. Doğada kemiği kırılan bir canlı fazla uzun yaşayamaz. İnsanoğlu bile, yakın çağlara kadar kırılan bir kemikle baş edemedi. Hatta, günümüzde bile, ileri yaşta düşmeye bağlı kalça ve bacak kırıkları yaşamı tehdit eden en önemli sağlık sorunlarından biridir.
Aslında, her şey son yüzyılda insan ortalama ömrünün hızlı bir şekilde uzamasıyla görünür hale geldi. Öncesinde, düşme bu kadar büyük bir sağlık tehdidi değildi. İleri yaşlara ulaşan insan sayısı azdı, yürüme alanlarımız sert zemin değildi (toprak, çim), bedensel yoğunluklu işler yapıyorduk ve dolayısıyla kas gücümüz ve dengemiz bugünkünden daha iyiydi.
Özellikle ileri yaşta, düşme tehdidi, düşene kadar farkına varmadığımız ama sonuçları hem hasta hem de hasta yakınları için çok ağır olabilen bir sağlık sorunudur. Düşme sonrası yapılacaklar konusuna değinmeyeceğim, zira bu konuda her hastaya göre farklı tıbbi ve fizyoterapi yaklaşımı gerektirmektedir.
Düşmede asıl önemli olan düşmenin gerçekleşmesini önlemek ve düşme riskini arttıran etmenleri en aza indirmektir. Basitçe bunları maddeler halinde yazalım:
– İleri yaştaki kişinin yaşadığı evi ergonomik hale getirmek; özellikle düşmenin yaşandığı alanlar olan banyo ve tuvalete uygun tutamaklar yerleştirmek, kaygan alanları belirleyip önlemler almak. Evdeki odalar arasındaki eşikleri kaldırmak gibi düzenlemeler yapılmalıdır.
– Düşme riski olan ileri yaştaki kişiye baston, tripot, yürüteç gibi ek destek cihazları sağlanabilir.
– Düşme riski oluşturabilecek tansiyon, diyabet, görme/işitme sorunları gibi hastalıklarının ve düşme riskini arttırma ihtimali olan ilaçlarının takibi düzenli yapılmalıdır.
– Düzenli şekilde haftada üç defa, kas kitlesini arttıran, denge ve koordinasyonu geliştiren egzersiz programına dahil olmalıdır.
– Yumuşak tabanlı, ayağı iyi destekleyen ve hava alan bağcıklı ayakkabılar kullanılmalıdır.
İleri yaştaki insanın hayatını ciddi şekilde kısaltan düşme, alınabilecek önlemlerle riski
en aza indirilebilir veya engellenebilir. Yeter ki bu riskin farkına varalım ve geç olmadan
harekete geçelim.
1 Yorum
Mustafa Serdar Keleş 16 Mart 2025