Dr. Fzt. Engin Pülüm
Ortalama yaşam süresi ve tıbbi bakımın artmasıyla ileri yaşta fiziksel bağımsızlığını kaybetmiş yatağa bağımlı birçok hastanın bakımı göz ardı edilemez bir toplumsal ve bireysel yük haline geldi.
Ne kurumlar ne de aileler böyle uzun süreli bakıma hazırlıklı olmadığı gibi, bunun üstesinden gelmek de kolay değildir. Yatağa bağımlı hastanın bakım sürecinde birçok zorluklar vardır. Böyle bir hastanın bakımı için gereken ihtiyaçlar şunlardır:
– Tam zamanlı bakım veren bir kişi
– Bakımın yapıldığı hastane odası veya evin uygun ve yeterli şartları sağlaması
– Sık sık hekim ve sağlıkçı (hemşire, fizyoterapist vb) desteği
– Tıbbi ve diğer ihtiyaçlar için yeterli ekonomik güç
– Bakım verenin ve evin ihtiyaçlarının ev dışından birisi tarafından karşılanması
– Hastanın düzenli ve iyi bakımı için bakım verenin sağlığının korunması
Bu ihtiyaçlar yeterince karşılanabilse bile, asıl önemli ve sürekliliği zor olan kısım bakım veren üzerinde oluşan fiziksel ve psikolojik yüktür.
Bakım verenlerde hazımsızlık, iştahta değişim, düzensiz yemek yeme, baş ağrısı, kronik yorgunluk, vücut ağırlığında artış ya da azalma, kas ağrısı, giyim ve kuşamda dağınıklık, konsantrasyon güçlüğü gibi fiziksel güçlükler, huzursuzluk, uykusuzluk, benlik saygısında azalma, sosyal izolasyon, iğneleyici davranışlar, alkol ve ilaç kullanımında artışla kendini gösteren psikolojik belirtiler görülebilmektedir.
Ayrıca, bakım veren bireyler sosyal ve kişilerarası ilişkilerde güçlük, sosyal destek yetersizliği, ekonomik ve işle ilgili problemlerle karşılaşabilmektedirler.
Yapılan çalışmalarda, hastalara bakım veren bireylerin bakım yüklerinin artmasıyla birlikte, bakım verenlerde enfeksiyon hastalıkları ve depresyon görülme sıklığında artış olduğu, anksiyete, stres, tükenmişlik ve davranış bozuklukları görüldüğü, sağlık algılarında olumsuz yönde değişikliklerin olduğu ve yaşam kalitelerinin düştüğü de bildirilmektedir.
Bakım veren bireylerin %86’sı bakım vermeye başlamadan önce kendi sağlıklarını iyi algıladığını belirtirken, %45’i şu andaki sağlık algılarının kötü olduğunu belirtmiştir.
Bakım verenlerin vermeyenlere göre daha fazla hastalık, semptom, sağlık hizmeti kullanımı, kardiovasküler sorun gibi fiziksel değişiklikler yaşadıkları görülmüştür.
Hastanede veya evde bakım veren bireylerin gereksinimlerinin farkında olunmalı, bu bireylerin duygu ve düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilecekleri bir güven ortamı sağlanmalı, onları destekleyici bir davranış içinde bulunmalarına izin verilmedir.
Hastaların bakımını evde sürdürecek olan bakım verenlere, hastasının bakım gereksinimlerine yönelik olarak taburculuk öncesi eğitim verilmesi, bakım sürecinde danışmanlık sağlanması ve ev ziyaretleri ile denetlenmesi; sağlık politikalarına yönelik olarak evde bakım hizmetlerinin sosyal güvence kapsamına alınarak yaygınlaştırılması önerilebilir.
İster hastanede ister evde olsun, bir hasta ve hasta yakınları için iyi bir bakım verene sahip olmak büyük bir şanstır. Bakım verenin ne kadar önemli bir iş yaptığının farkında olunmalı ve maddi, manevi olarak olabildiğince desteklenmelidir.