Dr. Fzt. Engin Pülüm
Omuzun günlük yaşamdaki en temel görevi; yerçekimine karşı kolun ağırlığını taşıyarak eli yukarı-aşağı ve sağa-sola götürmektir. Çünkü, tüm kol sistemi ellerimizle bir şeyler yapmak üzerine evrimleşti.
Ellerini kullanan ve ağaçta yaşayan kuzenlerimiz, elleriyle dallara tutunmak, beslenmek, dövüşmek, yavruya bakmak hatta elin ince işi olan birbirlerini tımarlamayı bile yapabiliyorlar.
İnsanoğlu, ağaçtan indikten sonra eller daha da önem kazandı ve yüzbinlerce yıl içinde el becerilerimizi daha da geliştirdik. Silahlar, evler yaptık, kalem tutup resim ve yazıyı icat ettik, ateşi kontrol altına aldık, hatta gökyüzü ve ötesine ulaştırdı el becerilerimiz. Burada, beyin daha önemli diyeceksiniz ancak, eller olmasaydı bunların hiçbiri gerçekleşmezdi, beyin ve el birlikte ve birbirlerini geliştirdiler. Bu nedenle, en büyüğü başparmak olmak üzere, beyinde elden sorumlu bölgelerinin kapladığı alan diğer organlara göre oldukça büyüktür.
Omuz, dirsek ve el-bileği yapıları, aynı bir kepçe gibi, yalnızca uç kısmın en iyi şekilde çalışabilmesi için sorunsuz hareket edebilmeleri gerekir. Burada omuzun görevi çok önemlidir. Kolun tüm ağırlığını rahatça taşımalı ve beynin verdiği talimatlar doğrultusunda eli her yönde ve açıda yönlendirebilmelidir.
Omuz, bu görevler için çok yönlü ve geniş açılara sahip bir eklemdir. Mesela, ayak eklemleri omuzun tersine az açılara izin veren oldukça rijit (sert) bir eklemdir ve böylece daha az yaralanma görülür. Yüksek hareket kabiliyeti ve esneklik, omuz eklemini yaralanmalara daha açık hale getirir.
Bu hareket kabiliyetindeki mekaniği sağlamak için, omuz eklemini pek çok kas, tendon, bağ ve çeşitli yumuşak doku ve üç kemikten (kol, köprücük, kürek) oluşur. Yapılarının çoğunluğu stabilizasyonu (sabitleme) sağlarken, kas ve tendonlar yüksek hareket açılarının yapılmasından sorumludurlar.
Bedendeki diğer kasların aksine omuz çevresindeki kasların tendonları uzundur. Bu da onları yaralanmalara ve sıkışmalara daha açık hale getirir. Omuzda oluşan her sorun, elin fonksiyonunu kısıtlar veya durdurur. Omuzu ağrıyınca bir cerrah ameliyat yapamaz, bir usta çalışamaz, aşçı yemek yapamaz, sporcu yarışamaz. Aslında, bu basit tendon problemleri bize bazen kısa bazen de (donuk omuzdaki gibi) uzun süreli olarak engelli hale getirir. Bir insan, bir hatta iki bacağını kaybetse veya belden aşağısı felçli olsa da el-beyin ikilisi sayesinde dünyanın en üretken insani olabilir, büyük başarılara imza atabilir.
Bizi geçici olarak sakatlayan omuz sorunlarının büyük çoğunluğu tendonlardan kaynaklanır. Kasın uç kısmı bir ip gibi sertleşerek kemiğe yapışır. Kasta oluşan güç, tendon üzerinden kemiğe aktarılır ve hareket oluşur. Zor/ağır ve sürekli tekrarlanan hareketlerle yapılan işler özellikle zayıf kasların tendonlarında küçük yırtılmalar oluşturur. Bu küçük yırtıklar da tendonda ağrılı ve ödemli bir iltihabi bir süreci başlatır. Aslında, bu süreç bedenin kendisini iyileştirebilmek için hareketi ağrıyla kısıtlamasıdır. İlaç ve tedavilerle bu iyileşme sürecini kısaltabilirsiniz ama yeni yaralanmaların oluşmasını engelleyemezsiniz.
Omuz tendinitlerinin oluşmasının önlenmesi ve fizyoterapisi artık başka bir yazının konusu.