Dr. Fzt. Engin Pülüm
İleri yaşlarda yalnızlık, sadece sosyalleşememekle açıklanamaz. Bu durum, fiziksel ve zihinsel sağlığın en hassas göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkar.
Sosyal izolasyon, bireyin sosyal aidiyet duygusunu ve başkalarına karşı sorumluluğunu yitirmesi, çok az sayıda ve niteliksiz sosyal temas kurması, ilişkilerde tatmin hissinin kaybolması olarak tanımlanır.
Kuramsal olarak sosyal izolasyonun iki boyutu olduğu düşünülür:
Duygusal izolasyon, diğerleriyle derin bağlar kuramama ve içsel olarak beklenen sevgi ilişkilerinin yokluğudur.
Sosyal izolasyon ise bireyin toplumda kabul görmüş bir yeri olmaması anlamına gelir.
Başka bir ifadeyle, duygusal izolasyon bir sevgi nesnesinin yokluğunu; sosyal izolasyon ise sosyal rollerin eksikliğini ifade eder.
Sosyal İzolasyonu Tetikleyen Unsurlar
Kayıplar (eş, arkadaş, sosyal statü), kötüleşen fiziksel sağlık, depresyon gibi ruhsal hastalıklar, düşük moral, bir bakıcıya bağımlı yaşamak, iletişim güçlükleri ve ulaşım sorunları sosyal izolasyonu artıran başlıca faktörlerdir.
Sosyal olarak izole kişilerde:
Ayrıca, sosyal etkinliklerden uzak bireylerde bilişsel gerileme riski de artış gösterir. Geniş sosyal ağlara sahip kişilerin ölüm oranlarının daha düşük olduğu gösterilmiştir.
Çalışmak, Katılmak ve Üretmek
Çalışmak, sadece ekonomik üretkenlik değil; aynı zamanda bir sosyal etkileşim kaynağıdır. İnsanlar çalışırken fikir alışverişinde bulunur, kendilerini geliştirir ve dünyaya ait hissederler. Üretkenliği azalmış ya da sonlanmış bireylerde ise değersizlik hissi, yalnızlık ve depresyon sık görülür.
Özellikle sağlık ve bakım kurumlarında yaşayan yaşlıların çoğu bu duyguları deneyimlemektedir. Oysa ki spor, grup terapileri, atölye çalışmaları ve üretkenlik odaklı aktiviteler kişinin yaşam sevincini ve umut duygusunu artırabilir.
Unutmamak gerekir ki; yaş, tek başına üretkenliği sınırlayan bir etken değildir.
Sosyal İzolasyonla Mücadelede Etkili Yaklaşımlar
İleri yaştaki bireylerde yalnızlıkla mücadele ve sosyal izolasyonu önleme adına şu yöntemler öne çıkar:
Son Söz: Toplumsal Katılım Her Yaşta Mümkün ve Gereklidir
İleri yaştaki bireyler, toplumda etkin roller üstlenmeye devam etmeli; bilgi ve deneyimlerini paylaşarak sosyal bağlarını korumalıdır. Bu yalnızca bireyin sağlığı açısından değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve ekonomik katkı açısından da önemlidir.
Ayrıca şehirler, ileri yaşta katılımı destekleyecek şekilde planlanmalı; fiziksel ve sosyal engeller en aza indirilmelidir.