Dr. Fzt. Engin Pülüm
Hayatta bizi hayrete düşürecek ve hayranlık duyacağımız pek çok fikir ile karşılaşırız. Böyle düşünceler ve fikirler kişide heyecan yaratır, harekete geçirir ve eyleme başladıktan sonra da kişiyi değiştirerek gelişmesine yol açar. Bahçe işleri gibi basit bir hobi edinmek, yeni bir arkadaş grubuna düzenli katılmak, bir amaca yönelik resmi-gönüllülük yapmak veya bir konuyu (arkeoloji, tarih, elişi gibi) merak edip, o konuda sürekli araştırma yapmak ve yeni şeyler öğrenmek bunlara örnek olarak verilebilir.
İşte, hayatın içinde basit gibi görünen bu davranış değişiklikleri, özellikle beyin ve bedenimizde inanılmaz değişimler meydana getirir. Aslında, ileri yaşta değilsek ve benim gibi bu konularda sizi zorlayan biri de yoksa, bu yeni davranışlara sağlımıza yararları olur diye bakmayız, yalnızca merak ederiz. Aristo’nun dediği gibi ” insan doğası gereği bilmek ister”. Bilmek, hayretin ve merakın, yani öğrenme isteğinin sonucu olarak ortaya çıkar. Bu açıdan bakıldığında bilmenin bir hayretin sonucu olduğu da söylenebilir.
Kişi, bu öğrenme sürecine girince ve yeni alışkanlık yerleşince, gerisi çorap söküğü gibi gelecek ve bu uzun süreç kişiyi dönüştürecektir. Bu süreçte, genelde gözden kaçan en önemli nokta; merak ile eylem arasındaki o kısa “karar ver ve uygulamaya geç” aşamasıdır. Yaşamımız boyunca böyle birçok harika fikirle karşılaşırız, hevesleniriz ama bir türlü eyleme geçemeyiz.
Neden yapmayı çok istediğimiz şeyleri bir türlü hayata geçiremiyoruz? Bizi eyleme geçmekten alıkoyan engeller nelerdir? Bu süreci başkaları nasıl atlatıyor? Bu soruların cevabı için kalın bir kitabı (Atomik Alışkanlıklar; James Clear) okumak gerekiyor. Ama ben size bu kitaptan bu süreci kolaylaştıran birkaç ipucu verebilirim:
– İlk adım ne ya da nasıl değil, kim. Kim olmak istediğinizi bilmelisiniz. Aksi takdirde değişim arayışınız dümensiz bir tekneye benzer.
– Alışkanlık istifleme formülü; “Şu mevcut alışkanlıktan” sonra “şu yeni alışkanlığı” gerçekleştireceğim. Böylece yeni alışkanlık daha kolay yapılabilir hale gelir.
– Alışkanlıklarınızı dezavantajlarından çok, getirilerini vurgulayarak ifade etmek, bir alışkanlığı daha cazip kılmanın hızlı ve hafif yoludur.
– Voltaire’in dediği gibi, “En iyi, iyinin düşmanıdır.” En iyisini yapmaya çalışmayın, yapmaya başlayın ve zamanla daha iyi hale getirin.
– İyi alışkanlıklarınızı daha basit kılarsanız onlara uyma ihtimaliniz de bir o kadar artar. “Kolaylaştırın”, “sadece kolay şeyler yapın” anlamına gelmez. Buradaki ana fikir, uzun vadede sonuç getirecek şeyleri yapmayı şu anda olabildiğince kolaylaştırmaktır.
– 2-dakika kuralı; insan davranışları “En Az Çaba Yasası”na uyar. Doğal olarak en az emek gerektiren seçeneğe meylederiz. Bu kuralda ana fikir, alışkanlıklarınızı başlayacak kadar kolaylaştırmaktır. Başlamayı kolaylaştırırsanız gerisi gelir.
– Gelecekteki bir davranışı sabitlemenin en iyi yolu, alışkanlıklarınızı otomatikleştirmektir.
– Deneyim, tatmin edici olduğunda, bir davranışı tekrarlama olasılığımız artar. Bu tamamen mantıklıdır. Haz, beyninize o davranışın hatırlanmaya ve tekrarlanmaya değer olduğunu öğretir. Ödüllendirilen şey tekrarlanır. Cezalandırılan şeyden kaçınılır.
– Bir alışkanlığın yer edinmesinde en önemli şey, başarılı hissetmektir, azıcık bile olsa. Başarı hissi, alışkanlığınızın karşılığını verdiğinin ve sarf ettiğiniz çabaya değdiğinin işaretidir.
– Doğru bir alışkanlık seçerseniz ilerleme kolay olur. Yanlış alışkanlığı seçerseniz hayatınız zorlaşır.
– Başarının karşısındaki en büyük tehdit başarısızlık değil, sıkıntıdır. Bize keyif vermeyi bıraktıkları zaman alışkanlıklardan sıkılırız.
Yukarıdakilere benzer pek çok stratejiyi kullanarak, bizi geliştirecek iyi alışkanlıkları hayatımıza katabiliriz. İyi alışkanlıklara sahip olarak da fiziksel ve zihinsel sağlığımızı uzun yıllar koruyabiliriz.